İlker Canikligil’in FluTV’ye gelene dek yolculuğu “Çok Yönlü” kitabında David Epstein’in: “Farklı yollarla ilgilenerek yolunu geç bulanlar daha yaratıcı oluyor.” tanımını hatırlattı bana. İlker Hoca ile bu yolculuğa kitapların etkisini ve meslek yolculuğunu konuştuk.

Dilek Aygün

Yönetmen, eğitimci, fotoğrafçı ve içerik üreticisi İlker Canikligil aklına koyduğunu yapan bir isim. Kısa zaman içinde yeni kitabının imza günü için bir araya gelmemiz de çok olası bir durum. Hangi konuya heyecan duysa hakkını vererek ilerledi ve yıllar içinde temposu da hız kesmeden arttı.  

Biz Bookinton okurları için araya girdik, kendisinden kitap önerileri aldık.

İlk kez “yaratıcı bir iş yapmalıyım” dediğiniz anı hatırlıyor musunuz?

Hatırlamıyorum çünkü çocukken bile her şeyin içini açardım. Trenlerim, arabalarım hep açılmış olurdu. Tabii geri toplayamazdım da!

Reklam sektöründen kendinizi çekip önce “Olmaz Öyle Saçma Şey” ve arkasından “FluTV” yolculuğunun başlamasında motivasyonunuz ne oldu? Yapmak istediğinizi yaptığınız noktada mısınız? Ya da bir sonraki durak ne olur?

Reklam sektörüne bir türlü alışamamıştım zaten. Bence gereksiz yere yanlış şeylere emek harcanan bir sektör. Özellikle filmcilik açısından konuşuyorum. Arkadan geçen kadının elbisesinin rengi ne olsun gibi konulara harcanan emek boşa gidiyor. 

FluTV bir şakaydı aslında fakat yolda organik olarak büyüdü ve tam zamanlı işim hâline geldi. Burada çok daha mutlu, rahat ve özgürüm. Tamamen kendi içeriklerimizi üretiyoruz ve kimseye hesap vermek zorunda değiliz. Bu yıllarca reklam çekmiş biri için büyük bir lüks!

Hedefim FluTV’yi Türkiye’nin en otantik içerik üreticisi hâline getirmek.

Kendiniz olun çünkü etrafınızdaki herkes sizi başka biri yapmak istiyor ve bu yanlış. 

FluTv’ye başlarken gittiği yön, çizgisi ve kime hitap ettiği net miydi? Farklı birçok programın da yer aldığı bir platformda tam not aldı ve çok sevildi. Beklediğiniz bir şey miydi bu? Peki bu deneyimden ne öğrendiniz? Sizi değiştirdi mi? 

Açıkçası değildi. Benim gibi “uyuz” birinin sevilmesi epey garip. Bu deneyim elbette beni değiştirdi ve şunları anladım: 1 – Kendiniz olun çünkü etrafınızdaki herkes sizi başka biri yapmak istiyor ve bu yanlış. 2 – Korkmayın çünkü sizi korkutuyorlar ve korkunun ecele faydası yok!

Teknolojiyi ve dijital dünyayı hangi kanallardan takip ediyorsunuz? Kendinizi nasıl besliyorsunuz? Alanınızda hep bir adım öndesiniz, ileriyi nasıl böyle öngörerek hızlı aksiyon alıyorsunuz?

En çok baktığım site dpreview.com olabilir. Hastalık derecesinde hatta. Her gün mutlaka bakıyorum. Onun dışında düzenli takip ettiğim özel bir yer yok. Fakat yıllar içinde oluşan bir sezgisel bilgi de var tabii. Dünyanın nereye gittiğini tahmin oyunundayız aslında biz. Yarın nasıl olacak? Gelecek yıl neler olacak? Bunları tam bilsek zaten zengin olurduk 🙂 Korkmamak gerekiyor az önce dediğim gibi çünkü biz ne yaparsak yapalım dünya değişecek. Buna acilen uyum sağlamak daha akılcı.

Bir de teknoloji kitabınız var; 2007’de çıkan “Dijital Video ile Sinema”. 7 yıl sonrasında da güncellediniz. Yorumlara baktığımda nefis bir kaynak kitap olarak kabul görmüş durumda genç yönetmen adaylarından.  Öyle hızlı ilerliyor ki teknoloji, yeni bir güncelleme ya da yeni bir kitap müjdesi gelir mi sizden?

Teknoloji kitabı yazmak bu açıdan sorunlu evet. Sürekli güncellenmesi gerekiyor. Başka bir kitap fikrim var bu sefer. “Anti self help” kitabı yazmayı düşünüyorum.

Bu kuşağın okuması için bir şey yapmak istiyorsanız mutlaka eğlendirmeye çalışın derim.

Çok şeyin dijitalleştiği bu dönemde sinema alışkanlıklarımız da dijital mecralara kaydı. Bu gelişmelerin kitap okuma alışkanlıklarına etkisini nasıl görüyorsunuz? Alfa’da hatta Z kuşağında e-kitaplar gelenekselin yerini alır mı? Ülkemizde okuma alışkanlığını yaymak için nasıl bir yol izlenmeli?

Kitap okuma azalmadı ama şekli değişti. Aslında eskiye göre çok daha fazla okuyoruz ama fark şu: Ekranlardan kısa kısa şeyler okuyoruz. Aslında biraz geriye çekilip bakarsak eskiden oturup bir kitap okurdun ve bitirirdin. Şimdiyse bir tür hiper metnin okuyucularıyız. Aynı anda 40 kitap okumak gibi. Birini bitirmeden öbürüne başlıyoruz, sıralı okumuyoruz vs vs.

Yani “yeniler okumuyor” önermesi yanlış. Okuyorlar ama dediğim gibi farklı şekilde. Bu kuşağın okuması için bir şey yapmak istiyorsanız mutlaka eğlendirmeye çalışın derim.

FluTv son derece kaliteli içerikler üreten bir kanal. Samimiyeti de izleyici kitlenize geçiyor olmalı ki “İlker Hoca bi’ tanedir” yorumuyla çok karşılaşıyorum. Açıkçası, ben de seyrederken ekip olarak çok keyif aldığınızı düşünüyorum. FluTV’nin bağımsız bir kanal olması bu duruşunuzu bozmadan devamını sağlıyor gibi. Abone sayınızdan memnun musunuz bu noktada? Kaliteli içeriklerin artması izlenme oranına nasıl yansıyor? Kitaplarda zaman zaman doğru gitmeyen bu orantının FluTv de karşılığı nasıl? 

Bütün dünya medyasında bilinen bir şey bu: Daha aptalca içerikler daima daha çok izlenir. Buna üzülmenin bir yararı yok. Abone sayısı olarak FluTV gelebileceği son noktaya çok yakın. 1 milyona yavaş yavaş ulaşmaya çalışacağız ama zor olacak. Bu arada abone sayısı çok önemli değil aslında. İzlenme saati bizim için asıl kriter. 1 milyon hit alabilirsiniz ama izlenme süreniz çok düşük olabilir. Bizim tutma oranlarımız rekor düzeyde yüksek.

Ayakta kalabildiğimiz sürece benim için abone sayısı gibi şeylerin bir önemi yok. Bugüne kadar becerdik umarım devam edebiliriz. Tabii bize destek sağlayan herkese de teşekkür borçluyum.

Nasıl bir okuma alışkanlığınız var? Bir yönetmen, sanatçı, fotoğrafçı, eğitimci, yazar ve takipçi sayısını günden güne arttıran başarılı bir youtuber olarak sizden, ister ortak ister ayrı ayrı başlıklar altında kitap tavsiyeleri alabilir miyiz? Çok yönlü olup bilgisini arttırmak, aynı yolda ilerlemek isteyen genç adaylar için de harika olur. Ne okumalarını önerirsiniz?

Şu kitapları öneririm: 

  • Göz Kırparken* – Walter Murch  
  • Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği – Milan Kundera  
  • Görme Biçimleri – John Berger 
  • Bir Fotoğraf Felsefesine Doğru – Vilem Flusser  
  • Film Yönetmek – David Mamet

*Göz Kırparken kitabının çevirisi İlker Canikligil’e ait.

Bir başucu kitabınız var mı? En son hangi kitabı okudunuz?

Başucu kitabım R. M. Pirsig’in Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı. Son okuduğum kitap Kurt Vonnegut’un Şampiyonların Kahvaltısı.

İlker Canikligil kimdir?

1972 yılında İstanbul’da doğdu. 1991 yılında Saint Joseph Fransız Lisesi’nden mezun olduktan sonra 1992’de Marmara Üniversitesi Sinema ve Televizyon bölümüne girdi, eğitimini sürdürürken 1992 yılında “Nöbetçi”, 1994 yılında “Ağaç” ve 1995 yılında “Uçmak İstiyorum” isimli üç kısa film çekti. Birçok ödül kazandı. Üniversite eğitimini tamamladıktan sonra reklam sektöründe çalışmaya başladı. 1999 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi, Sinema TV bölümünde ders vermeye başladı.

1998 ve 2001 yıllarında çektiği iki kısa film ile yurt içi ve yurt dışında birçok ödül kazandı. 2001 yılında Doçent oldu. 2005 yılında kurgucu Walter Murch’ün “The Blink of An Eye” (Göz Kırparken) isimli kitabını Türkçeye çevirdi. (Bilgi Üni Yayınları) 2006 yılında akademiden istifa etti, aynı yıl “Ecinniler” isimli dizinin pilot bölümünü yönetti ve kurgusunu yaptığı “Gen” filmiyle 13. Altın Koza Film Festivali’nde “En iyi Kurgu” ödülünü aldı. 2007 yılında “Digital Video ile Sinema” isimli bir kitap çıkardı. 2014’de güncellediği bu kitap birçok üniversitenin Sinema TV bölümü, Video Yapım derslerinde kullanılıyor. 2006’dan bu yana reklam yönetmeni olarak çeşitli ajanslarla çalıştı. 2010 – 2014 yılları arasında Bahçeşehir Üniversitesi, Fotoğraf ve Video bölümünde Cinematography dersi verdi. 2014 yılında İstanbul Film Akademisi’nde Yönetmenlik atölyeleri yürüttü ve “Olmaz Öyle Saçma Şey” isimli kendi içeriğini üretti. Fotoğraf alanında 2013’de Contemporary Istanbul’a katıldı, ilk kişisel fotoğraf sergisini 2013’te Zorlu Center PSM’de açtı. 2018 yılında TEDX’de konuşma yaptı. 2019 yılında ise İFA dan ayrıldı ve o günden bu yana kendi Youtube kanalı FluTV’yi yönetiyor.

Diğer Uzman Görüşü röportajlarını okumak için tıklayın.