Ele alacağımız konu espriye gelmez ama kitapseverler için hoş bir caps’le başlamak isterim: “Rus edebiyatının kısa özeti: Herkes mutsuz, hava karlı. Hiç rublemiz kalmamıştı.”  Çoğumuzun yoksunlaştığı şu dönemde CHP Yoksulluk Dayanışma Ofisi Koordinatörü – Yazar Hacer Foggo’ya “fukaralığın resmini çizdirdik.”

İlknur Akgül Ardıç

Yoksulluk üzerine düşünme ve çalışma serüveniniz nasıl başladı?

Asıl mesleğim gazetecilik. Yoğun olarak 90’lı yıllarda gazete ve dergilerde insan hakları üzerine yazdım. Haberlerim hiçbir zaman yoksulluk konusundan bağımsız olmadı. Gazetecilikten aktivistliğe evrilmem 2005 yılında, kentsel dönüşüm döneminde oldu. Bu sözde dönüşümlerin en yoksul, kırılgan, savunmasız, yani derin yoksulluk ve yoksunluk yaşayan mahallelerde başlamasıyla bu konuda saha deneyimlerim arttı ve mücadeleye başladım. Kentsel dönüşüm bahanesi ile kentin merkezinde yaşayan yoksul toplulukların sürgün edilmesi; yaşadıkları, doğdukları, büyüdükleri mahallelerin ranta açılarak “soylulaştırılmasına” neden oldu. Buralardan başka mahallelere taşınan çocukların izini sürdüm yıllarca.

“Çocukların yoksulluk döngüsünden kurtulması tek isteğim”

Anne-babalarından çocuklarına devredilen yoksulluğa tanık oldum; nedenlerini araştırdım. Yoksulluğu önlemenin tek yolunun çocuk yoksulluğuna neden olan sorunları ortadan kaldırmak olduğuna inanıyorum. Bu nedenle arkadaşlarımla birçok şehirde çocukların okul devamsızlığını önleyecek merkezler açılmasına öncülük ettim. En son Şişli’de Çimenev adında bir merkez açtık. Çocukların okula devam etmelerini sağladık; anneleri ile çalıştık. Pandemi ile birlikte Derin Yoksulluk Ağı’nın kurulmasına öncülük ettim. Şimdi CHP Yoksulluk Dayanışma Ofisi Koordinatörü’yüm. Yoksullukla ilgili saha tecrübelerimin hak temelli bir politika ile hayata geçirileceğine inanıyorum. Çocukların bu yoksulluk döngüsünden kurtulması tek isteğim.

“Yoksulluk bir erişememe durumu”

Yoksulluk tam olarak nedir, kaça ayrılır?

Yoksulluk bir erişememe durumu. Sadece temel ihtiyaçların karşılanamaması, gelir yoksunluğu değil, aynı zamanda adil yaşam hakkının elinden alınmasıyla bir insan hakları ihlali. Ulusal ve uluslararası alanda üç tür yoksulluk tanımı var:

Mutlak yoksulluk: Bireyin biyolojik olarak yaşamını ve varlığını sürdürebileceği temel ihtiyaçlara ve gelir düzeyine sahip olmama durumu.

Göreli yoksulluk: Bireylerin toplumdaki ortalama refah düzeyinin belli bir orandan aşağıda kalması.

İnsani yoksulluk: Yoksulluk yalnızca ekonomik değil, sosyal ve siyasi boyutlarıyla da değerlendirilmesi gereken bir kavram. Bu nedenle Birleşmiş̧ Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ilk kez 1997 yılında İnsani Gelişme Raporunda “İnsani Yoksulluk” (Human Poverty) kavramını ortaya attı.

Mutlak ve göreli yoksulluk kavramları gelir yoksulluğu ile ölçülürken insani yoksulluk kavramı, “okur-yazarlık, yetersiz beslenme, kısa yaşam süresi, ana-çocuk sağlığının yetersizliği, önlenebilir hastalıklara yakalanmak gibi temel insani yeteneklerden/kapasiteden yoksunluk” olarak tanımlanıyor.

“Yoksulluk bir insan hakları ihlali durumuna geldi”

Yoksulluğa çok boyutlu bakılması gerektiğine inanıyorum. Yani hanedeki her bireyin yoksulluğu ayrı ele alınmalı; engelli, kadın, çocuk, yaşlı yoksulluğu gibi. Her birinin kendi öznel sorunları var. Yoksa yoksulluğu önleyemeyiz. Ağır bir ekonomik kriz yaşıyoruz. Krizden toplumun farklı kesimleri doğrudan ya da dolaylı olarak etkileniyor ve yoksulluk gittikçe derinleşiyor. Güvencesiz çalışan da asgari ücret alan da plaza çalışanı da ya gıdaya erişemiyor ya da kirasını, taksitini ödeyemiyor. Barınma hakkından yoksun bırakılan, gıdaya erişemeyen, evine icra gelen, ısınamayan milyonlar var. Okulu terk eden çocuklar, üniversite kayıtlarını donduran öğrenciler, iş kuyruklarında, askıda ekmek bekleyen yaşlılar… Yoksulluk bir insan hakları ihlali durumuna geldi. Temel haklara erişim, yoksulluğu azaltmanın bir küçük parçası; esas olan insanların onurlu bir yaşama sahip olması.

Ülkemiz farklı sebeplerle gelir, tarım, doğal kaynaklar vb. gibi alanlarda hızla yoksullaşan bir ülke oldu. Bunun nedeni ve hızlanma süreci nedir?

Ben ekonomist değilim, kendi penceremden sorunuza cevap vermek istiyorum. Bana göre yoksulluğun en önemli nedeni her anlamda adalete erişimin olmaması. Adil bir gelir paylaşımı, adil ve eşitlikçi bir eğitim, eşit bir biçimde adalete erişim, şeffaflık, hesap verebilirlik, cinsiyet eşitliğinin yanı sıra sosyal ve insani yatırım olmazsa yoksulluk hızlıca artar.

Sosyal devlet anlayışı ile insan hakları temelli bir “yoksulluğu önleme politikasına” ihtiyaç var. Coğrafi eşitsizlikleri ortadan kaldıracak bir sosyal güvenlik sistemi, sosyal hizmet anlayışı, iklim krizine karşı önlem alacak politikalar ve adil gelir paylaşımlı politikalarla yoksulluğu önleyebiliriz.

Hacer Foggo kişisel olarak bununla nasıl mücadele ediyor?

Yoksulluk içinde yaşayan her bireyden öğrendiğimi görünür hâle getirmeye çalışıyorum. Teşhir ya da ajitasyon yapmadan gerçeği anlatıyorum; gerçek hikâyeleri ve yapılması gerekenleri… Bazen kentsel dönüşüm nedeniyle yerel yönetimlerin ya da bakanlığın koşullarını kabul etmeyen insanların aylarca elektriksiz, susuz kalmasının insan hakları ihlali olduğunu söylemek bazen de bir çocuğun yoksulluktan liseyi terk edip berberde çalışmaya başlamasındaki en önemli sorumlunun yoksullukla mücadele ettiğini düşünen kamu kurumları olduğunu hatırlatmak gibi örneğin.

“Bu dönemde, ezilen her canlı ile dayanışmak ve yanlarında olduğumuzu göstermek gerekiyor.”

Bizler neler yapabiliriz?

Dayanışmak, dayanışmaktan başka çaremiz yok.

Sizce yoksulluğu ya da yoksulluğu aşmayı en iyi anlatan yazarlar ve kitaplar hangileri?

Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Latife Tekin, Adalet Ağaoğlu, Sevgi Soysal, Gorki, Jack London, Dostoyevski, George Orwell bütün kitapları…

Sizin kişisel okuma listenizde neler var şu an?

Şu anda Sosyal Hizmet İçin Sosyal Adalet kitabını okuyorum.

Hacer Foggo’dan yoksulluğu anlamak için kitap seçkisi

  • Yoksulluk Halleri: Türkiye’de Kent Yoksulluğunun Toplumsal Görünümleri – Editör: Necmi Erdoğan.
  • Nöbetleşe Yoksulluk: Gecekondulaşma ve Kent Yoksulları: Sultanbeyli Örneği – Oğuz Işık, M. Melih Pınarcıoğlu.
  • İnsan Hakları İhlali Olarak Yoksulluk – Pınar Uyan Semerci, Abdullah Karatay, Başak Ekim Akkan, Laden Yurttagüler, Serra Müderrisoğlu, İdil Elveriş.
  • Kapitalizm, Yoksulluk ve Türkiye’de Sosyal Politika / Ayşe Buğra.
  • Sosyal Yardım Alanlar – Emek, Geçim, Siyaset ve Toplumsal Cinsiyet / Derleyen: Denizcan Kutlu 
  • Bir Temel Hak Olarak – Vatandaşlık Gelirine Doğru / Derleyen: Ayşe Buğra, Çağlar Keyder. 
  • Türkiye’de Yoksulluk ve Eşitsizlik – Nedenler Süreçler Çözümler / Sencer Ayata.

Hacer Foggo kimdir?

Ağırlıklı olarak insan hakları konularına odaklanan çeşitli gazete ve dergilerde 15 yıl muhabir olarak çalıştı. 2003 yılından bu yana kent yoksulluğu üzerine çalışmalar yapıyor. Kentsel dönüşüm projeleri nedeniyle Romanların yerlerinden edildiği Sulukule, Küçükbakkalköy, Kâğıthane’de aktivist olarak mahallelinin yanında yer aldı; davalar açılmasını sağladı. Sosyo-ekonomik nedenlerle okula devam etmeyen çocuklara yönelik Çimenev Bilim ve Sanat Merkezi’ni açtı. Mart 2020’de arkadaşlarıyla Derin Yoksulluk Ağı’nı kurarak temel ihtiyaçlara ulaşamayan 3 binden fazla aileye gıda, tablet vb. gönderilmesini sağladı.

2022 yılı Mart ayından beri CHP Yoksulluk Dayanışma Ofisi’nin kurucusu ve koordinatörü olarak ülke çapında yoksullukla ilgili çalışmalarına devam ediyor. 2015 yılında Ashoka Fellow, 2021 yılında da Wow Dünya Kadınlar Festivali’nde Türkiye adına yer alan lider kadından biri oldu. 2022 yılında SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği’nin “SES Yılın Kadınları 2021” ödülü ve 2022 yılında Uğur Mumcu Dayanışma ödülünü aldı. Kırmızı Püskül adında yayınlanmış bir inceleme kitabı var.

Diğer Uzman Görüşü röportajlarını okumak için tıklayın.