Çocuk kitaplarının çeşitliliği arttıkça ebeveynler ve öğretmenlerin kitap seçme konusunda incelemeleri de derinleşmeye başladı. Çocuk kitapları ille de eğitici mi olmalı? Kitap seçerken çocukların okuma alışkanlığına olumlu katkı sağlayabilecek hangi konulara dikkat etmeliyiz?  

Başak Bingüler

Sosyal mecralar ve online oyunların etkisiyle birlikte ülke sınırları zihinlerden kalkmaya başladı. Artık hayal gücünü kendi sokağıyla sınırlı tutmayan, dünyanın bir ucundaki farklılıklardan haberdar olabilen bir neslin gelişimine tanıklık ediyoruz. Bilgi akışının çok yönlü olduğu günümüzde, çocukların okuma alışkanlığının doğru şekilde gelişimi ve okudukları kitapların içerikleri daha da önem kazandı. Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) Eğitim Uzmanı Pınar Palamutlu ile çocuklarda okuma alışkanlığı ve çocuk kitaplarının nitelikleri hakkında konuştuk. 

Bize kendinizden bahseder misiniz? TEGV ile yollarınız nasıl kesişti? 

Çocuklarla kariyer alanında yapılacak bir projeyle TEGV’e başladım ve 10 yıla yakın süredir TEGV’de Eğitim Programları birimindeyim. Sosyoloji, kariyer danışmanlığı, yaratıcı drama eğitimi aldım. Burada da sanat projelerinde görev aldım. Bu süreçte çocuk kitaplarıyla ilgilenmeye, onlarla ilgili etkinlikler üretmeye başladım. Çocuk kitapları okumak yetişkin kitapları okumanın önüne geçti diyebilirim. Vakit buldukça kitaplar hakkında değerlendirme yazıları yazmaya, kitapları çevreme tanıtmaya çalışıyorum. 

Çocuk kitaplarını, yayıncılık sektörünü yakından takip ediyorsunuz. Okumayı kim sevdirdi size? Hangi yazarlarla başladınız? 

Çocukluk dönemimle şimdiki çocukların kitaba erişimi arasında büyük farklar var, günümüzde çocuklar çok şanslı! Kitaplığında yalnızca ansiklopedi olan bir evde büyüdüm, okuldaki kitaplıktan kitap okurdum. Öğretmenimizin yönlendirmesi de oldu; haftada bir dersi okuduğumuz kitabı tanıtmaya ayırırdık. Birbirimizin okuduğu kitaplar daha cezbedici geliyordu o yaşta, yarış hâlinde kitap okuyorduk. Ben de okudukça daha çok keyif almaya ve harçlıklarımı biriktirip kendi kitaplarımı almaya başladım. Okuyup çok sevdiğimi hatırladığım ilk kitaplar Şeker Portakalı ve Pal Sokağı Çocukları. Ömer Seyfettin, Kemalettin Tuğcu kitaplarının da çoğunu okurdum ama neden çocuk kitabı kategorisinde okutulduğunu bugün bile sorguluyorum. İlk okuduğum roman ise Çalıkuşu

Kitaplar bana çok renkli bir dünyanın kapılarını açtı. Yalnız yapılan bir aktivite olması nedeniyle bizi sosyallikten uzaklaştırıyor gibi görünse de sohbet ortamlarında oldukça farklı konularda fikir yürütmenize katkı sağlıyor. Çocukken yetişkin sohbetlerinde bana şaşırdıklarını hatırlarım, fikir yürütme ve yaratıcılık konusunda bana faydası büyüktür.

Şimdilerde çocukları cezbedecek çok güzel içerikler mevcut. Bu büyük şans çünkü insan tanımadığı şeye önyargı besliyor. Doğduğu günden beri evde kitaplarla büyüyen, sayfalarını çevirmesine, kitabı ağzına almasına izin verilen çocuklar önyargısız şekilde kitaplara yaklaşır. En önemlisi de çocuğun ilgisine göre merak uyandıran kitaplar, görselleriyle dikkati çekenler her zaman kazanır! Bir sayfada soru sorup sonraki sayfalarda cevabın bulunması dahi çocuklarda büyük heyecan yaratıyor. Üç yaşında bir oğlum var, oradan biliyorum. 🙂 

Bir diğer nokta çocuk okumaya başladıktan sonra onu yalnız bırakmamak, birlikte okumaya devam etmek. Çocuk istediği sürece bunu ebeveyniyle birlikte geçirdiği zaman olarak planlayabilmeli. Bu, kitaba olan yaklaşımı olumluya dönüştürebilir. Etkinliklerimizden birinde gönüllüler çocuğa kitap okuyor, çocuklar birlikte okumaktan keyif alıyor.

Trendlere göre en çok kurgu okunuyor, yani yetişkinler kitabı keyifli vakit geçirmek için kullanıyor. Biz neden çocuklara sürekli bilgi içeren kitaplar okuyalım ki? Bu yargıların kırıldığını, ülkemizde bu içeriklerin giderek azaldığını sevinerek gözlemliyorum. Tabi ki eğitici kitaplar da olabilir ama edebiyatın derdi eğitim olmamalı. 

Raflara giren kitapları içerik ve konu kapsamı olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Son dönemde basılan kitapların konu çeşitliliği müthiş; hem güncel hem de çocuğun ilgisine uygun konular var. Geçmişte bilgi içeren, çocuğun ahlaki gelişimini destekleyen konular ön plandaydı. Trendlere göre en çok kurgu okunuyor, yani yetişkinler kitabı keyifli vakit geçirmek için kullanıyor. Biz neden çocuklara sürekli bilgi içeren kitaplar okuyalım ki? Bu yargıların kırıldığını, ülkemizde bu içeriklerin giderek azaldığını sevinerek gözlemliyorum. Tabi ki eğitici kitaplar da olabilir ama edebiyatın derdi eğitim olmamalı. 

TEGV’de temaya uygun edebî değeri de olan kitaplar seçmeye özen gösteriyoruz. Bunu danışmanlarımızla yapıyoruz. Seçtiğimiz kitapları okuyup değerlendiriyoruz. Bir nevi  çocuk için yetişkinlerin seçtiği kitap seçkileri oluşturuyor ve çocuğun seçme hakkını kısıtlıyoruz. Bir kurum olarak buna özen göstermek zorunda olsak da ebeveynler daha özgür davranabilir. Kitapçıda kitabı çocuğun seçimine bırakmak, bir ebeveynin, bir çocuğun seçtiği kitap olacak şekilde kitaplık kurmak daha demokratik olabilir. 

İçerik ve konular oldukça çeşitli, söz gelimi boşanma, ölüm, feminizm gibi konuları resimli kitaplarda görebiliyoruz ya da yalnızca kakadan bahseden eğlenceli bir kitap okuyabiliyoruz. Bu konularda kitaplar basılmasını cesurca buluyorum ve takdir ediyorum. 

İnternette “Çocuk kitapları hangi konuları içermeli?” minvalinde yazılar okuyorum, bu kısıtlamaları artık bir kenara bırakmalıyız. Çocuk için yazılmış olsa dahi edebî bir metin okuyoruz ve bu her konuda yazılabilir. Tabi ki çocuğun gelişim aşamalarına uygun olarak soyut kavram kullanımı, şiddet, cinsellik konularına dikkat edilmeli, bahsettiğim bu değil. Şiddet eğilimi olan bir çocukta şiddet konulu bir kitap sağaltıcı olabilir ama yetişkinler çocuğun olumsuz etkileneceğini düşünüyor. Buradaki sorun kitapları çocuklar için bir yetişkin yazıyor ve başka bir yetişkin seçiyor, bu süreci aşamıyoruz.

Sizce resimli çocuk kitaplarının görsel tasarımında ve içeriğinde nelere dikkat edilmeli? 

Çocuk kitaplarında görseller metin kadar önemli. Biz okurken çocuklar resimlerle metinler arasında bağlantı kuruyor, kendi hayallerinde kitapları yeniden kurguluyorlar. Bu nedenle görseller, hayal kurmaya fırsat tanımalı bence. Görselin konusu metinle birebir aynı olmayan ya da metinden farklı şeyler anlatan kitaplar var. Bunlar okurken oyunu da mümkün kılan kitaplar. Çocuğun oyun oynama hakkını gözeten bu kitaplar çok değerli. 

Son dönemde kitaplarda kullanılan renklerin modadan etkilendiğini gözlemliyorum. Bu sıralar ülkemizde daha doğal ve yumuşak renklerle çizimler yapılıyor gibi. Ben de bu kitaplara yöneliyor olabilirim. Çocukların ilgisini çeksin diye neon renklerde, doğadan uzak ışıltılı kitaplar bana yorucu geliyor, yaratıcılığı arttırdığını da düşünmüyorum. Yabancı yayınlarda ise neon renklerin geri döndüğünü görüyorum. 

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin toplum nezdinde doğru anlaşılması ve daha geniş kitlelere ulaşılması için dilimize yerleşen kalıpları yeni basılan kitaplarda nasıl aşabiliriz?

TEGV olarak en dikkat ettiğimiz konuların başında toplumsal cinsiyet eşitliği geliyor. Bu alanda gönüllüler, çocuklar, veliler için seminerler, atölyeler düzenliyoruz. Dilde, içerikte ve görsellikte çok yol almamız gerekiyor, buna dikkat ediyoruz. Örneğin dili oldukça düzgün olan bir kitapta tüm şoförlerin erkek olması ya da kadınların yalnızca ev işlerinde görünüyor olması da örtük bir mesaj. Bunları kendi içeriklerimizde kullanmadığımız gibi bu tarz kitaplara kitaplığımızda da yer vermemeye gayret ediyoruz. Kendi görsellerimizde mutlaka kız-erkek dağılımına, renklere dikkat ediyoruz, cinsiyetçi söylemlerden uzak duruyor, terimleri özenle kullanıyoruz. 

Bunların çocuklar üzerinde olumlu etkilerini, kendi çevrelerinde uygulanan hatalı kullanımları gördüklerini mutlulukla fark ediyoruz. Bir çocuğa dokunmak bir aileye dokunmakla eş değer oluyor, bu mutluluk verici. 

TEGV’in “Okuyorum Oynuyorum” programından bahsedebilir misiniz? Yayıncılık sektörü bu programa nasıl katkı sağlayabilir? 

Okuyorum Oynuyorum Eğitim Programı, 1./ 2.-3. / 4.-5. ve 6.-7.-8. sınıflara yönelik ayrı ayrı dört farklı modülden oluşan, çocukların yaratıcı düşünme, dinleme ve okuma becerilerini geliştirmeyi hedefleyen ve bunlara yönelik disiplinlerarası uygulamalara yer veren bir program. Sabit etkinlik noktalarında uygulanan çocuk etkinliklerinin süresi 10 hafta. Program isteğe bağlı olarak ilköğretim okullarında da iki hafta olarak uygulanabiliyor. Okulda uygulanan etkinlikler, okuma ve yazma uygulamalarından oluşuyor, çocuklarda okuma kültürü oluşturmayı ve okuryazarlık becerilerini desteklemeyi amaçlıyor. Okuyorum Oynuyorum Eğitim Programı’nı verecek gönüllülerin, bir günlük Temel Gönüllü Eğitimi ve iki günlük Program Gönüllü Eğitimi’ne katılmaları zorunlu. 

TEGV, 2020 Mayıs itibarıyla uzaktan eğitime de başladı. Türkiye’nin pek çok bölgesinden TEGV’e kayıtlı olan çocuklar, Temmuz 2020’de TEGV’e uzaktan eğitim için tekrar kayıt oldu ve etkinlikler farklı yaş seviyesinden çocuklarla uygulandı. Böylece Okuyorum Oynuyorum Programı dijital ve yüz yüze olmak üzere iki ayrı modül oldu.

Program kapsamında 1.-8. sınıflar için özel seçilmiş çocuk kitapları, eğitmenler tarafından okunarak program süresince etkin bir şekilde kullanılıyor. Program kapsamında Yavru Ahtapot Olmak Çok ZorÜç Kedi Bir DilekKoyun Russel ve Kayıp Hazine gibi 30’un üzerinde kitap yer alıyor. Yayınevleri, bu kitapların bağışlanması konusunda destek olabilir. Ayrıca yazarlarımızı çocuklarla buluşturmamıza destek olabilirlerse memnun oluruz.

Okuma alışkanlığını arttırmaya yönelik başka atölye veya eğitim programınız var mı? 

İki saatten oluşan Yaratıcı Okuma Etkinliğimiz var. Bu etkinlik, çocukların okuma ve dinleme becerilerini geliştirmeye katkı sağlamak amacıyla hazırlandı. Aynı zamanda; çeşitli bilişsel beceriler, tiyatro, müzik, resim, matematik, fen ve doğa, fiziksel-psikomotor gelişim gibi disiplinlerle etkileşim hâlinde olarak çocuğun çok yönlü gelişimini destekleyecek etkinlik önerilerinden oluşuyor. TEGV etkinlik noktalarına gelen ilköğretimdeki tüm çocuklar bu etkinliklere katılabilir.

Bu programlara veya yeni projelere gönüllü olarak katılmak isteyenler ne yapmalı?

Gönüllü başvuru formlarımız dönem dönem açılıyor. Bizi sosyal medyadan takip ederek başvurular açıldığında diledikleri birime başvuru yapıp gönüllülük süreçlerini başlatabilirler. 

TEGV Instagram

Diğer Gündem içeriklerini okumak için tıklayın.