Bu haftaki kitap listemizde kahve ve kahvehanelerin bahsinin geçtiği kitaplara yer verdik ve tiryakilik yaratacak bir seçki hazırladık. Siz de güzel koyu bir kahve alıp tadını çıkarın.

Zeynep Ceren Burak

Büyük romancı Balzac’ın günde 16-18 saat çalıştığı, 50 fincandan fazla koyu kahve içtiği ve sonunun da bu kadar çok kahve içerek kendi zehrini yaratmasından geldiği söylenir. Rakamları her ne kadar abartılı bulsam da bir çoğumuzun kahve içmeden çalışamadığı, uyanamadığı, kitap okuyamadığı ve bir kahve fincan olmadan fotoğraflara poz veremediği bir gerçek.

Aslında kahvenin hikâyesi çok çok eski. İstanbul’a 1543 yılında Kanuni Sultan Süleyman devrinde gemilerle gelir ve Avrupa’ya da Osmanlı’dan yayılır. “1669 yılında Parislileri kahveye alıştıran Türk elçisi Süleyman Ağa’dır,” der Salah Birsel Kahveler Kitabı’nda, “Birkaç yıl sonra da bir başka Türk elçisi Mehmet Ağa Viyana’ya kabul ettirir” diye devam eder. Böylece asırlar sürecek kahvenin yolculuğu başlar. Defalarca yasaklanır, hakkında fetvalar verilir, kalabalıkların toplandığı kahvehaneler sarayın korkulu rüyası olur, deyim yerindeyse nihayetinde direkten dönerek hayatımızda kalmayı başarır ve İstanbul kahvenin de başkenti olur. Benim fikrime göre İstanbul Ansiklopedisi G harfinin ötesine geçebilseydi, Reşat Ekrem Koçu en büyük yeri kahve ve kahvehane maddesine ayırabilirdi.

Kahveler Kitabı

Yazar: Salâh Birsel
Yayınevi: Sel Yayıncılık

Kahveler Kitabı, Salâh Bey Tarihi’nin birinci kitabıdır. Edebiyatımızda denemeleriyle ön plana çıkmış olan Birsel, benzersiz üslubu ile İstanbul’un ilk kahvelerini, kahvelerin zaman içinde nasıl çeşitlendiğini ve kahvelerdeki insan portrelerini anlatır. Kahvehaneler, hemen her dönemde “topluca bulunulması” ve düşüncelerin yüksek sesle dile getirilmesi sebebiyle, iktidarlarca tehdit olarak algılanmıştır. Bununla birlikte, nice edebiyatçımıza ev sahipliği yapmış, nice sohbetlere, filizlenen fikirlere tanıklık etmiştir. Halkın eğlencesi olmuş, meddahları, tiyatroları, âşıkları ağırlamıştır. 

Bir kahvehane yoktur ki kahve içmek için oturulsun, konuşulan her şeye inanılmadan çıkılsın.

“Bu bir kahveler kitabıdır. Gelmiş geçmiş bütün kahvelerin, edebiyat kahvelerinin, semai kahvelerinin, yeniçeri kahvelerinin, esrar kahvelerinin, tulumbacı kahvelerinin, çalgıcı kahvelerinin, karagöz ve meddah kahvelerinin, mahalle kahvelerinin öykülerini dile getirir.”

Acı Kahve

Yazar: Agatha Christie
Yayınevi: Altın Kitaplar

Bir Agatha Christie romanı ve ünlü dedektif Hercule Poirot ama bu sefer başrolün sahibi kahve.

Ünlü bilim insanı Sir Claud Amory çok önemli bir buluş yapmıştır ve formülünün çalınacağından şüphelenmektedir. Olabilecek bu hırsızlığı önceden engellemesi için Poirot’u evine davet eder. Artık hayal güçleri geniş suçlular kalmadığından yakınan ve emeklilik günlerini geçiren dedektif bu daveti ilginç bulur ve kabul eder ama çok geç kalmıştır. Hem formül çalınmış hem de Sir Amory öldürülmüştür. Dedektifimiz artık bu ölümden çıkarı olan bir ev dolusu insan ve bir fincan kahve ile baş başadır.

Agatha Christie’nin bu kısa romanında kahve kokusu ve heyecan son sayfaya kadar dinmiyor ve Poirot yine yaptığı çözümleme ile zekâsına hayran bırakıyor.

Binnaz Abla ile Kahve Falı 

Yazar: Binnaz Gündoğan
Yayınevi: Doğan Novus

Kahve falı baktırır mısınız, ya da bakar mısınız? Ben pek baktırmam ama içine su serpen sözlerle rahatlamak ve her şeyin çok güzel olacağını duymak isteyenlere kim kızabilir ki?  

Kitaba adını veren Binnaz Gündoğan, Ankara’da bir eczacı. 1974 yılından itibaren 33 yıl boyunca Seyranbağları’nda Ece Eczanesi’ni işletmiş. Hastaların doktora soramadığı nice soruları cevaplamakla kalmamış, onlara kahve yapmış, fallarına bakmış, moral vermiş. İşte bugünlerin hatırasına doğmuş Binnaz Abla ve Kahve Falı. 

Kitabın editörü (ve sitemizin biricik kurucusu) Mürsel Çavuş’un, kitabın ön sözünde dediği gibi “Dünyada hiçbir kahve türü yoktur ki insanın hem bedensel sağlığına hem de psikolojisine iyi gelsin.“ Ne kadar doğru bir tespit… Kitap, bu kitabın yapılış hikâyesi ile başlıyor, kahvenin kökeni, Binnaz Abla’nın doğuşu, kahvenin sırları ve fallar ile devam ediyor.

Kitabın tasarımı ise daha bir harika. En arka kapağında 1 ile 100 arası sayılar karışık olarak yerleştirilmiş. Bu sayılardan birini seçiyorsunuz ve deniyor ki “Gözlerinizi kapatıp niyet ederek seçilirse kalbinizin sırları daha iyi görünecektir.” Sonra seçtiğiniz numaradaki falı okuyorsunuz. Benim tavsiyem sabah kahvenizden sonra falınızı da okumanız olacaktır ki gününüz umutlu geçsin.

Türk Kahvesi

Yazar: Kemalettin Kuzucu – M.Sabri Koz
Yayınevi: Yapı Kredi 

Türk Kahvesi’nin hikâyesi destansıdır desek abartmış olmayız. Topraklarımızda yetişmediği hâlde başta Avrupa olmak üzere kendine has pişirme yöntemiyle “Türk kahvesi” tanımı bugün tüm dünya tarafından kabul edilmiş durumda. Kitabın ön sözünde de belirtildiği gibi 2013 Aralık ayında Unesco’nun “İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası” listesine kabul edilen Türk kahvesi bu listeye giren ilk içecek olma özelliğine sahip. Türk kahvesine ilişkin her türlü detaya sahip bu kitap YKY tarafından yayımlandı. Kitapta ilgi uyandıran bazı alıntılar ise şöyle: 

“Kanuni zamanında ihdas edilen kahveci başının görevi, padişahın kahvesini hazırlamaktı. Kuşluk ve akşam yemeklerinden sonra veya başka vesilelerle padişah emrettikçe kahve hazırlar ve emrindeki diğer kahvecilerle birlikte bunu özel bir törenle sunardı.”

“Gazete ve dergi yayımcılığının arttığı Tanzimat sonrasında bazı kahvehaneler eğlence unsurunun ikinci plana iterek kapılarını okuma etkinliğine açtılar. Özellikle Sultan Abdülaziz döneminde bazı kahvehane işletmecileri günlük gazete ve dergileri müşterilerin hizmetine sundular. Bu yeni mekanlara kıraathane adı verildi.“

A’mâk-ı Hayal

Yazar: Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

A’mâk-ı Hayal kitabının kahramanı Râci, inançla-inançsızlığın kıyısında gezen şüphelerini giderebilmek için, birçok cemiyete dâhil olur. İspirit Cemiyeti (ölülerin ruhları ile münasebette bulunarak, bilinmezleri çözeceğine inanan bir grup), Manyetizm (hipnoz ve telkinlerle uğraşan bir grup) gibi kendine has gruplar. Ama her biri kendi deyimiyle içindeki şüphe ejderhasına gıda olurlar. Ta ki bir mezarlıkta Aynalı Baba ile tanışana kadar. Aralarındaki sır, her buluşmalarında derin sohbetlere başlamadan, tabiri caizse âlemlere dalmadan önce içtikleri bol şekerli kahvede gizlidir. Ya da vahdet-i vücud anlayışında ya da tasavvufta; biraz hayalde, biraz delilikte. Okuyucunun kavrayışına ve inancına bırakılmış.

Mahalle Kahvesi ve Az Şekerli 

Yazar: Sait Faik Abasıyanık
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Mahalle Kahvesi, Sait Faik’in aynı adla yazdığı öykü kitabındaki bir hikâyesidir. Karlı bir akşam sığınılan bir mahalle kahvesinde geçer. “Evimden çıkınca ortalığın sessizliğini, bu sessizliğe lapa lapa kar yağdığını görmüş, yürümek hevesine kapılmış; ana caddeleri, arkadaş tesadüflerini, malum kalabalık yolları bırakmış, karın daha tez, daha temiz biriktiği, insanların az geçtiği bir semte gitmek üzere tenha tramvaya atlamış, buraya gelmiştim.”

Mahallelinin sırları ve sessizce paylaştıkları ile doludur burası. Klasik bir mahalle kahvesinin tüm özelliklerini kısacık bir öyküde ustaca anlatır Abasıyanık ve bir de hüzünlü bir hikâye bırakır arkasında.

Az Şekerli ise 17-18 yaşlarında bir delikanlının ve kahveci Murtaza’nın hikâyesidir. Delikanlı bir kahveye girer ve bir az şekerli kahve ister. Babasına öykünerek az şekerli kahve içen ve aslında artık çok büyüdüğünü ispat derdinde olan bir delikanlıdır bu. Bir de nerede başlayıp, nasıl biteceğini bilmediğimiz, henüz platonik olduğunu kavradığımız taze bir aşk vardır hikâyede.

“Hoş bulduk amca! Dedi. Sonra daha bir şeyler söylemek için, “Az şekerli yaptın değil mi?” diye sordu.

“Az şekerli kahveyi ihtiyarlar içer.” dedi kahveci, “delikanlılar için orta şekerli münasip gördüm, öyle yaptım.”

Beş Şehir

Yazar: Ahmet Hamdi Tanpınar
Yayınevi: Dergâh Yayınları

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın isminde kahve geçmeyen Beş Şehir romanının İstanbul bölümünde, İstanbul’dan ayrı düşünemeyeceğimiz Türk kahvesinden, çeşit çeşit kahvehanelerden, “Hatıra-i İstanbul’lu, veya “hürriyet, adalet, müsavat” yazılı kahve fincanlarından, çoğu balıkçı, kahveci, meyhaneci olan külhanbeylerinden uzun uzun söz eder.

Kitapta çok ilginç bir bölüm vardır. Tanpınar’ın anlattığına göre İstanbul yangınları şehirde yaşayanlar arasında zamanla bir seyirlik eğlenceye dönüşür. Büyüklü küçüklü yangını izlemeye gidenler arasında ispirto lambaları ile kendilerine seyir esnasında kahve hazırlatanlar bile vardır. 

“Türk kahvesi, İstanbul’un büyük hususiyetlerinden biriydi. Semtine göre orta sınıf halkla esnaf ve yeniçerilerin, deniz kenarındakilere kayıkçı ve balıkçıların devam ettiği bu kahvelerde meddahlar hikâyeler anlatırlar, saz şairleri şiir müsabakası yaparlar ve ramazan gecelerinde de bazılarında Karagöz oynatılırdı. Daha XVI. asır sonunda semt kahvelerine çok yüksek rütbeli memurların dışında münevver halkın da toplandığını biliyoruz. Birçok halk masalında kahve mühim bir yer tutar.”

Kahve: Topraktan Fincana

Yazar: Cenk R. Girginol
Yayınevi: A7 Kitap

Cenk R. Girginol kendi markası ile kahve kavurma, harmanlama yapar. Birçok kahve markasının çözüm ortağıdır. Gastronomi bölümünde hocalık yapıyor ve eğitimler veriyor.

Bu alanda yazdığı ilk kitabı Kahve: Topraktan Fincana, kahvenin meyve hâlinden, harmanlanmasına, çeşitli demleme şekillerine kadar gerek konuyla amatör olarak ilgilenenler, gerekse profesyoneller için çok detaylı bir kılavuz niteliğindedir. Kitap, Gourmand World Cookbook Awards tarafından kitabı “Türkiye’nin En İyi Kahve Kitabı”,  “Best in the World”  ve  Independent Press Awards tarafından “BK Interior Design” – 2018 En İyi Kitap İç Dizayn ödüllerini kazandı.

Cenk R. Girginol’un yazdığı, Kahve- Fincandan Lezzete ve Ahde Vefa – Bir Türk Kahvesi Hikâyesi adlı iki kitabı daha bulunuyor.

Kaynaklar

  1. “Göz Açıp Kapayıncaya Kadar” Bir Kahve Belgeseli – YouTube
  2. Cenk R. Girginol kimdir? | Cenk R.Girginol (cenkgirginol.com)

Diğer kitap önerileri listelerini okumak için tıklayın.